YazarlarYusuf Dülger

Diyanet Ve Ruhbaniyet (I)

Ruhban, Arapça rahip kelimesinin çoğuludur. Ruhbe, ruhbaniyye kökünden gelir; korkup çekinme, dini endişelerden dolayı ıstırap çekme demektir. Ruhbaniyye; yoğun bir dini kaygı, korku ile kendini ibadete vermek anlamlarını taşır. (1)

Rahip, rehb, rehbet gibi kelimeler Kuran’da isim ve fiil olarak 12 yerde, Ruhbaniyet bir yerde geçer. Korkuyla ürpermek anlamındaki rehp, insandan ve Allah’tan korkma anlamında kullanılıyor. Kuran ürpertinin yalnız Allah için gösterilmesini istemekte ve müminleri, Allah’tan rehbet konusunda yücelmiş kişiler olarak göstermektedir. (2) Görüldüğü gibi ruhban-ruhbaniyet Tanrı inancı, bu inanca bağlı tapınma ile ilgilidir.

Burada bir Müslüman’ın Allah inancı ve ibadeti nasıl olmalı? Buna değinelim.

Kuran’a göre Allah tektir (İhlas: 112/1). Allah her şeyin yaratanıdır, O her şeye vekildir (Zümer: 39/62). Tüm varlıkları yetiştiren Allah’tır (Fatiha: 1/2). Mülk O’nundur, Övgü O’nundur. O, her şeye kadirdir. (Teğabün: 64/1). Kulların tövbesini (pişmanlık, özür) kabul eden Allah’tır (Şura: 42/25). Yardım yalnızca Allah’tandır (Enfal: 8/10). Allah’ın izni olmadan kimse bir başkasına şefaatçi/aracı/ricacı olamaz (Bakara: 2/255). O gün kimse kimseye yardım edemez, O gün emir yalnız Allah’a aittir. (İnfitar: 81/19).

Kimden Korkmalı?

İnsanın yapısında kurku dediğimiz bir duygu var. İnsan korku hastalığına tutulur, her zaman, her şeyden ve herkesten korkmaya başlarsa hayat çekilmez olur. İnsan sonsuz emellerle dolu bir varlıktır; her işi yapmak, her şeye sahip olmak ister. Bu durumda başkalarına ve evrene zarar verebilir. Öyle ise insanı durduracak bir güç olmalı. O güç her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Yani korkunun merkezi Allah olmalıdır.      Korkunun merkezi tek Allah olunca huzur ve güven kolay sağlanır. Bu merkez çoğalırsa huzursuzluk ve güvensizlik artar. Allah huzurun, güvenin ve korkunun merkezi olarak yalnız kendi gücünü gösterir. Şunu ifade edelim ki Allah, kendini hep korkulacak, yakacak bir güç olarak tanıtmaz; çok bağışlayıcı ve acıyıcı olduğunu, rahmetinden umut kesilmemesini söyler.

Korkunun merkezi ve ruhbaniyetin anlaşılmasına esas teşkil etmek üzere şu ayetler üzerinde düşünelim:

“.. Sadece benden korkun.” (Bakara: 2/40) “Allah ‘iki tanrı tutmayın. O ancak tek tanrıdır. Yalnız benden korkun’ dedi” (Nahl: 16/51) “…İnsanlardan korkmayın, benden korkun..” (Maide: 5/44). “..Allah’ın buyruklarını duyarlar, Allah’tan korkarlar ve ondan başka kimseden korkmazlardı..” (Ahzap: 33/39) “Üstlerindeki Rab’lerinden korkarlar ve emredildikleri şeyi yaparlar.” (Nahl: 16/50)

Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Ruhbaniyet:

Aşağıdaki ayetler Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki ruhbaniyet anlayışının çıkışına ve yapılan yanlışlara açıklık getiriyor:

1-“İnsanlar içerisinde, inananlara en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve (Allah’a) ortak koşanları bulursun. İnananlara sevgice en yakınları da ‘Biz Hıristiyanlarız’ diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.” (Maide: 5/82)

  2-“Hahamlarını ve rahiplerini  Allah’tan ayrı Rab’ler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa kendilerine yalnız tek bir Tanrı olan Allah’a ibâdet etmeleri emredilmişti. O’ndan başka Tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.” (Tevbe: 9/31)

  3-“Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden çoğu insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da, onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele.” (Tevbe: 9/34)

  4-“Sonra bunların peşinden ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da onların ardına kattık, Ona İncil’i verdik ve ona uyanların kalplerine şefkat ve rahmet koyduk.. İcat ettikleri ruhbanlığı biz onlara yazmamıştık. Yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için (onu kendileri icât ettiler) fakat ona gereği gibi de uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik.. Fakat onlardan birçoğu yoldan çıkmışlardır. (Hadid: 57/27)

Bu Ayetlerin Anlattıkları:

Maide: 5/82 ayetinde Allah, müminlere karşı düşmanlıkta Yahudilerin Hıristiyanlardan daha şiddetli düşman olduklarını söylüyor. Dikkat edersek her iki grup müminlere düşman. Bu düşmanlık İslam’ın her iki dindeki bozulmaları söylemesinden ileri geliyor. Burada şunu unutmayalım: Tüm peygamberi ve kitapları gönderen Tanrı tektir; o da Allah’tır. Tanrı tek olursa dinlerin esası da tek olur. Ne var ki Allah’ın gönderdiği kitaplar zamanla insanlar tarafından bozulmuşlar ve bir de uluslar ve uygarlıklar durmadan geliştiği için Allah iman konuları hariç; kulluk ve fiili hayatta bazı değişiklikler yapmış, yeni düzenlemeler getirmiştir.

Yahudiler ve Hıristiyanlar inanç ve ibadetlerini bozunca Allah İslam dinini gönderdi; Yahudiler ve Hıristiyanlar, “bizim geçerliliğimiz kalmadı” diyerek İslam’a ve Müslümanlara düşman oldular.

Yahudilerin Hıristiyanlardan daha fazla düşman oluşlarının değişik nedenleri vardır. Bu nedenlerin başında Yahudilerin daha kıskanç, daha kindar ve çok ırkçı oluşlarındandır. Filistin ve Mısır gibi topraklarda doğup yaşayan İsrail oğulları huyları gereği yaşadıkları yerin yönetici ve halkları ile iyi geçinemeyince cezalandırıldılar, sürgün edildiler. Bu durum onlarda başkalarına karşı düşmanlık duygularını yarattı; milliyet duygularını güçlendirdi. Bu önemli bir psikolojik ve sosyolojik gerçektir.

Yahudiler, moral ve manevi güç üstünlüğüyle ayakta kalabileceklerine inanarak Yaratıcıya sahiplendiler. Dediler ki: “Tanrı (Elohim, Yahve) bizim. Biz Tanrı’nın seçkin kuluyuz. Biz dünyanın efendisiyiz…” Yahudiler böylesi kin ve nefret dolu düşüncelerini Musa Peygamberin kendilerine ilettiği Tevrat’a da soktular, nesillerini hep bu inanç ve duygularla yetiştirdiler.

Tevrat’tan Alıntılar:    

Şimdi Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’tan birkaç alıntı yapayım:

 “..ve sana lanet edene lanet edeceğim; ve yeryüzünün bütün kabileleri sende mübarek olacaktır.” (Tekvin: Bab 12, Ayet 3, s.11)

 “Yabancı oğulları bana boyun eğecekler, kulakları işitince bana itaat edecekler, yabancı oğulları takatsiz kalacaklar ve hisarlarından titreyerek çıkacaklar.” (II Samual: Bab 22, Ayet 44-46, s,231)

 “Çünkü Rabbin bütün milletlere öfkesi var, bütün onların ordusuna kızgınlığı var;. Çünkü Rabbin öç alma günü,Sion davasından ötürü karşılık yılı var. Ve Edom vadileri zifte, ve onun toprağı kükürde dönecek ve diyarı yanan zift olacak,,”(İşaya: Bab 34, Ayet 2, 8, 9 s.697)

 “Çünkü Rab bütün beşere ateşle ve kılıçla hüküm icra edecek;..” (İşaya: Bab: 66, Ayet 16 s. 723) (3)

Kitabı Mukaddes’in Tevrat bölümünde daha ne müthiş “ayetler” (?) var ki, insanın kanını dondurur. Tabii ki Tevrat’taki tüm “ayet”ler böyle değil; orada, Kuran insanlık ile ilgili çok sayıda ayet de var.

Önek olarak aldığım bu birkaç “ayet” Yahudilerin başka ırk ve dinden olan insanlara bakışına ve Maide 82’ye ışık tutuyor. Bu örnek ayetler insanlığın bugün yaşadığı savaşların, yaşadığı sosyal ve kültürel buhranların arka yüzüne ışık tutuyor.

Maide 82’in ikinci bölümü bize, Hz Muhammed dönemindeki Hıristiyanların Müslümanları tanıdıklarını, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygının bulunduğunu, rahiplerin alçak gönüllü olduklarını öğretiyor.

 

Devamı var.

 

Yusuf DÜLGER

 

(1) Salime Leyla Gürkan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ruhban kelimesi.

(2) Yaşar Nuri Öztürk, Kuran’ın Temel Kavramları s. 455 Yeni Boyut Yay. İstanbul 1991.

(3) Kitabı Mukaddes Tevrat Zebur ve İncil, Kitabı Mukaddes Şirketi İstanbul 1969.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı