Anasayfa » Haberler » Kültür Sanat » Haber Detayı

Akibet Muttakilerindir

Akibet Muttakilerindir
16 Şubat 2012, Perşembe 23:00:50 - Okunma: 39

Tefsir ve Hadis Uzmanı Muammer Koşdaş, bütün ilahi dinlerin Allah katından indirilenlerinin nasihatten ibaret olduğunu belirterek “Gelecekte akibetler muttakilerin olacaktır” dedi.

Anadolu'da Haber Ajansı (an-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Konya Aydınlar Ocağı’nın Tefsir Sohbeti’nde konuşan Tefsir ve Hadis Uzmanı Muammer Koşdaş,  A’raf Suresini tefsir etmeye devam ederek sabrın önemine değindi. Koşdaş Hoca, “Sabır bir çok hastalığın ilacıdır. Manevi hastalıkların ilacı da sabırdır” dedi. Bunu Firavun ve sihirbazları ile Musa kıssasından yola çıkarak yorumlayan Koşdaş Hoca, Musa Aleyhisselam’ın, Allah’ın izniyle Firavun’un, sihirbazların oyunlarını halkın karşısında boşa çıkararak küçük düşmesine yol açınca sihirbazların imana gelerek  “Şüphe yok ki, biz nihayet Rabbimize döneceğiz” dediklerini ve böylece Allah’tan imanla sabır istediklerini hatırlattı. Sazlerine “İman eden sihirbazlar, Firavun'un tehditlerine karşı pek büyük bir ibret ve nasihati içeren ve imanlarında hiçbir şüpheye yer bırakmayan bu kesin ve açık cevabı verdiler. Ve Allah'a yönelip Ey Rabbimiz, bize sabır yağdır, yani su gibi her tarafımızı kaplayacak, bizi şirk, isyan, küfür, hile ve sihir günahlarından yıkayacak, paklayıp arındıracak büyük ve feyizli bir sabır ver. Ve canımızı Müslüman olarak al, diye dua ettiler” diye devam eden Koşdaş Hoca, bütün güzellikler ve cennetin muttakiler için olduğunu ve asıl mükâfatı da onların göreceğini ifade etti.
“Zenginlik, hakkını verdiğiniz ölçüde güzeldir. Sizin başınıza gelen bela ve musibetlerin işlediğiniz günahlar yüzünden olduğunu bilerek hareket edeceksiniz. Hâlbuki Firavun topluluğuna, yani Musa’ya iman etmeyen topluluğa akıllarını başlarına almaları için Cenab-ı Hakk gökten şiddetli bir yağmur, ardından çekirge sürüleri, bit, kurbağa ve kan yağdırmasına rağmen o topluluk, kibirlerinden zerre dönmediler. Bütün mucizeleri görmelerine rağmen mücrimlerden oldular diyen Koşdaş Hoca, A’raf soresinin şu Meâl-i Şeriflerini okudu:
133- Biz de kudretimizin ayrı ayrı alâmetleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik, yine inad edip direndiler ve çok mücrim (suçlu) bir kavim oldular.
134- Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, “Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz."
135- Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.
136- Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.
137- Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapa geldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.
138- Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.
139- Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkûmdur ve bütün yaptıkları batıldır.
140- Sizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu halde, ben size O'ndan başka ilâh mı arayayım! dedi.
141- Hani sizi, Firavun sülâlesinin elinden kurtardığımız zaman, hatırlasanıza, size azabın kötüsünü yapıyorlardı; oğullarınızı öldürüyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük imtihan vardı.
142- Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme!
143- Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim" dedi.”
Koşdaş Hoca, bütün ilahi dinlerin Allah katından indirilenlerinin nasihatten ibaret olduğunu sözlerine ekledi.


 (an-ha)          Mustafa Balkan

Günlük Ortalama Ziyaretçi Sayısı: 13225
Star Bilgisayar Yazılım ve Aracılık Hizmetleri
Sahipata Mahallesi, Ahmet Küçükarmağan Sk. 4/2 Meram / Konya
iletisim@turkiyedehaber.com    |     Telefon: 0332 352 01 71
Copyright © WebOfset.Net 2004-2011.
Sitemizdeki tüm görsel ve yazılımsal materyaller izinsiz kullanılamaz. Sitemiz WC3 Standartlarına uygundur. XHTML 1.1  |  CSS 3.0