Bugün Değilse Ne Zaman? - TürkiyedeHaber.Com
Anasayfa » Köşe Yazıları » Aydemir SEZGİNER » Ayrıntılı Köşe Yazısı
Aydemir SEZGİNER

Bugün Değilse Ne Zaman?

Aydemir SEZGİNER / Mail Adresi: aydemir.58@hotmail.com

18 Şubat 2012, Cumartesi 21:48:26 - Okunma: 49
Devletimizin, vatanımızın, milletimizin, adaletimizin, eğitim öğretimimizin, güvenlik güçlerimizin, ekonomimizin temel dengeleri, temel taşları bir bir sökülmeye çalışılmaktadır. Terör, şehir merkezlerimize yayılmıştır. Terör, devletle pazarlık yapacak güce ulaşmıştır, pervasızlık devlete millete, hükümete meydan okuma noktasına gelmiştir. “Bu gün değilse ne zaman uyanacağız?”

Devletimizin, vatanımızın, milletimizin, adaletimizin, eğitim öğretimimizin, güvenlik güçlerimizin, ekonomimizin temel dengeleri, temel taşları bir bir sökülmeye çalışılmaktadır. Terör, şehir merkezlerimize yayılmıştır. Terör, devletle pazarlık yapacak güce ulaşmıştır, pervasızlık devlete millete, hükümete meydan okuma noktasına gelmiştir. “Bu gün değilse ne zaman uyanacağız?” Muhalefetin artık meydanlara çıkması, ülkemizin bütününde karşı atağa geçmesi gerekmez mi? Bir kaç cümleden ibaret olan, milletimize, varoşlara ulaşamayan beyanatlarla mücadeleyi sürdürmek mümkün değildir.
Bu zapt edilmez yıkım karşısında olan % 50 seçmen ne yapıyor? Biz birbirimizle çekişirken vatanımız ve devletimiz elden gidiyor. Milleti arkasına alamayan muhalefetin, meclisteki cılız sesi, iktidarı durdurmaya yetmiyor. Milleti top yekûn mücadeleye başlatmak gerekiyor. Zeki, erdemli, cesur liderlere ihtiyacımız zaruret haline gelmiştir. Muhalefet mecliste yetersiz, asker bertaraf edilmiş, adalet şirazesinden çıkmış, devletimizi ayakta tutan yaşatacak olan her şey tahrip edilmiş. Ekonomimiz, iletişimlerimiz ( Yazılı ve görsel basın yayın, telefon, bilgi işlem, vs.) yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz, siyasetimiz, yabancılara peşkeş çekilmiş. Ey muhalefet, düşünüz artık milletin önüne. Açın milletin önünü 20 milyon seçmenimiz ve işbirlikçi şer odaklarının kapanına sıkışmış milyonlar, kurtuluş için sizi bekliyor… Görsel ve yazılı basında, milletin meclisinde verdiğiniz beyanatlar, açıklama ve eleştirileriniz, milletimize ulaşamıyor. Çıkın meydanlara köy, köy kasaba, kasaba il, il dolaşın. Anlatın milletimize vahameti, anlatın milletimize neler olup bittiğini. Milleti bilgilendirmeden, neler olup bittiğini anlatmadan, milletin güvenini kazanmadan iktidar da olunmuyor, muktedir de olunmuyor. Millete rağmen hükümet olma dönemi kapandı. Sesiniz varoşlara ulaşmıyor, kendimiz söylüyor kendimiz dinliyoruz.
“Yeter artık ya devlet başa ya kuzgun leşe deme zamanıdır.” Ecdatları ile öğünenler, ALLAH’ yoluna sarılanlar, kucaklaşın artık. Dünkü sığınmacılarımızın önünde eğilmemek için, kölesi olmamak için şu önemli tarihi belgeyi okuyun, çerçeveletip duvarlarınıza asın.
Yıl 1783- 1793 hem de Osmanlı duraklama döneminde, Akdeniz hala bir Türk gölü kimliğinde. Osmanlı Devleti’nin izni olmadan hiçbir devlet, gemilerini bu sularda yüzdüremiyor. O zamanki Amerika, Akdeniz’de gemilerini yüzdürebilmek için Osmanlı Devleti’nden izin almak zorunda idi. Amerika, alacağı izinle, hem gemilerini korsanlardan koruyacak hem de Akdeniz’de serbestçe dolaşarak ticaretini geliştirecekti. Zamanın Amerika Başkanı George Washington, bir Osmanlı Beylerbeyi olan, Cezayir Beylerbeyi Dayı Hasan Paşa ile anlaşmak için başvurusunu yapar. Yapılan anlaşma ile Amerikan gemilerinin Akdeniz’de dolaşmasına karşılık, yılda 642 bin altın dolar ve 12 bin Türk altını karşılığında Amerika’yı Akdeniz’de korumayı üstlenir.
Özetle Osmanlı Amerika’dan haracını alır. Bu anlaşmanın önemi, Türkçe yazılmış olması idi. Amerika’nın ilk defa yabancı dil (TÜRKÇE)  olan ve yine ilk defa vergi ödemeyi kabul ettiği anlaşmadır. Amerika, bu anlaşmayı da şeytani amaçlarını gerçekleştirmek için kullanmış, Afrikalı köleleri, kunta kıntelerini bu gemilerle taşımıştır.
Anadolu insanımızın dâhiyane deyimleri vardır. Bunlardan biri de; “Dur hele bir ayağımı yer edeyim gör ki sana ne edeyim”dir. Amerikalılarla böyle tanıştık, ancak ayaklarına bir yer edinmişlerdi. Korumamıza sığınan Amerika, o günlerden sonra başımıza nasıl bir bela olacaktır; bundan sonraki yazılarımızda okuyacağız. Osmanlı Devleti ile daha sonraları yapılan 1823-1830 yıllarındaki ikili anlaşmalarda, 1939 – 1947 yıllarındaki anlaşmalarla başımıza nasıl belalar getirmişler, işbirlikçilerini nasıl kullanmışlar, bundan sonraki yazılarımda izleyeceğiz. Sağlıcakla kalın, uyanık kalın, Ecdadınızı ve Allah’ın yolunu unutmayalım..


                                        Aydemir SEZGİNER

Köşe yazarı tarafından eklenen son 10 yazı
3 gün önce eklendi
12 kez okundu
6 gün önce eklendi
18 kez okundu
11 gün önce eklendi
15 kez okundu
31 gün önce eklendi
58 kez okundu
50 gün önce eklendi
44 kez okundu
52 gün önce eklendi
29 kez okundu
57 gün önce eklendi
34 kez okundu
84 gün önce eklendi
56 kez okundu
110 gün önce eklendi
60 kez okundu
145 gün önce eklendi
114 kez okundu
Günlük Ortalama Ziyaretçi Sayısı: 13225
Star Bilgisayar Yazılım ve Aracılık Hizmetleri
Sahipata Mahallesi, Ahmet Küçükarmağan Sk. 4/2 Meram / Konya
iletisim@turkiyedehaber.com    |     Telefon: 0332 352 01 71
Copyright © WebOfset.Net 2004-2011.
Sitemizdeki tüm görsel ve yazılımsal materyaller izinsiz kullanılamaz. Sitemiz WC3 Standartlarına uygundur. XHTML 1.1  |  CSS 3.0