“Mimar Sinan Dâhi Bir Mimardı”

“Mimar Sinan Dâhi Bir Mimardı”

Konya Aydınlar Ocağı’nda Osmanlı’nın Mimarbaşısı Koca Mimar Sinan’ı anlatan Doç. Dr. Kâmil Uğurlu, “Mimar Sinan sadece Türk tarihinin değil, dünya tarihinin yetiştirdiği olağanüstü dâhi bir mimardı” dedi.

3453 (0)
“Mimar Sinan Dâhi Bir Mimardı”

Dünyaca ünlü Osmanlı’nın Mimarbaşısı Mimar Sinan, vefatının 430’uncu yılında Konya Aydınlar Ocağı’nda anıldı.

Öncü Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen sohbette “Mimar Sinan Efsaneler ve Gerçekler” konulu bir sunumla Mimar Sinan’ı anlatan Doç. Dr. Kâmil Uğurlu, “Mimar Sinan gerçekten sadece Türk tarihinin değil, dünya tarihinin yetiştirdiği olağanüstü dâhilerden bir tanesi” dedi.

Türklerin Manas Destanı, Ergenekon Destanı ve Oğuzkağan Destanı ve Osman Bey’in destanı gibi fevkalade zengin efsaneleri olduğunu ifade ederek başladığı konuşmasında, Mimar Sinan’a atfedilen birtakım efsanelerden de bahseden Doç. Dr. Kâmil Uğurlu, Edirne Selimiye’deki camide 101 çeşit ters lâle deseninin olduğunu belirterek “Bu efsanelerin tehlikeli olmaya başladığı zaman onların gerçek olmaya başladığı zamandır. Yoksa efsaneler son derece uygundur, zenginliktir ve renktir. Ve fakat sonradan tarihi bir vasıf kazanmaya başladığı zaman işte o zaman tehlikelidir” diye konuştu.

Hz. Sinan Mühendislerin Gözbebeği
Sözlerine “Hz. Sinan bir dâhi idi. Bunu yaptığı eserlerdeki hikmetlerden kazandı. Onun zamanında Mimalik-i Osmaniye’de bu dâhinin birçok adı vardı, sıfatı vardı” şeklinde devam eden mimar Uğurlu, Mimar Sinan’a atfedilen sıfatları şöyle sıraladı: “Mühendislerin gözbebeği, Müesseseler efkârının ziyneti, Sultanın mimarı, Hakanın hocası, Zamanın üstadlarının üstadı, Devrin bütün sanatkârlarının reisi, Cihanın beğendiği, Asır ve zamanın eflüdî ve Emsalsiz akran olmayan mimar.”

Hz. Mimar Sinan’ın kendisi için “Güçsüz karınca” lakabını kullandığı ve imzasını da “Hassa mimarların başkanı fakir Sinan” şeklinde attığını ve kullandığı mührün ortasında; “Elfakir’ül hâkir” kenarlarında ise, Ser-mimarını hassa müstemend. Bende-i miskin kemine derdmend” yazılarının yer aldığını söyleyen Uğurlu, Mimar Sinan’la ilgili şunları kaydetti: “Gerçekten deha derecesinde bir gücü ve olağanüstü bir hafızası vardı. Gördüğü eserleri kafasında resmediyordu. Ve onlara birtakım boyutlar ekliyordu. Onları kafasındaki teknik süzgeçten geçirdikten sonra hiçbiri birbirine benzemeyen bir orijinal eser ortaya çıkarıyordu.

Ve Hz. Sinan kendisinden 200 seneye kadar devam eden bir sistem ve teşkilât kurdu. Hassa Mimarlar Ocağı. Bu, onun dehasını gösterdiği önemli hadiselerden bir tanesi.

Onun tây-ı mekân vasfını kazandığı hadise şu: Aynı anda, aynı tarihte gidip gelmek mümkün olmayan çok farklı coğrafyalarda; sözün gelişi bir tanesi Kosova’da, bir tanesi Konya’da birtakım eserlerin aynı anda vücud bulması hadisesidir. Bu, bu teşkilatla mümkün olmuştur. Öğrenci yetiştirmiştir, asistanlar yetiştirmiştir. Bunların ellerine projelerini verip, söz konusu yerlere göndermiştir.

Konya’daki Selimiye Camisi
Konya’daki Selimiye Camisi Kanuni Sultan zamanında başladı ilk adı Süleymaniye Camii idi. Fakat onun vefatından sonra oğlu Selim, buradaki valiliği esnasında o tamamladı. Tamamen Hz. Sinan’ın çizgilerini taşıyan onun projesi olan ve fakat onun gelip başında bizzat bulunup taşın nasıl konulduğunu direkte etmediği bir eser. Buna benzer birçok yerlerde var.”

Arabaşı Çorbası İkram Edildi
Sohbetten sonra Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Prof. Dr. Ahmet Alkan ve Prof. Dr. Mevlüt Yaşar Kaltakcı’yla birlikte Doç.Dr. Kâmil Uğurlu’ya kitap takdim ettiler. Daha sonra katılımcılara, KOSKİ Genel Müdür Ercan Uslu tarafından Arabaşı Çorbası ikramında bulunuldu.

Türkiyede Haber

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.