Konya Aydınlar Ocağı’nda isyanlar ve eşkıyalar ile Osmanlı sistemini anlatan Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Osmanlı Devleti, Fatih’ten itibaren merkezi otoritenin çok güçlü olduğu bir sistemi 15.yüzyılda kurmuştu. İsyanların bir kısmı da bu sebeple çıktı”

Konya Aydınlar Ocağı’nda isyanlar ve eşkıyalar ile Osmanlı sistemini anlatan Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Osmanlı Devleti, Fatih’ten itibaren merkezi otoritenin çok güçlü olduğu bir sistemi 15.yüzyılda kurmuştu. İsyanların bir kısmı da bu sebeple çıktı”

Konya Aydınlar Ocağı’nda isyanlar ve eşkıyalar ile Osmanlı sistemini anlatan Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Osmanlı Devleti, Fatih’ten itibaren merkezi otoritenin çok güçlü olduğu bir sistemi 15.yüzyılda kurmuştu. İsyanların bir kısmı da bu sebeple çıktı” dedi.

3778 (0)
Konya Aydınlar Ocağı’nda isyanlar ve eşkıyalar ile Osmanlı sistemini anlatan Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Osmanlı Devleti, Fatih’ten itibaren merkezi otoritenin çok güçlü olduğu bir sistemi 15.yüzyılda kurmuştu. İsyanların bir kısmı da bu sebeple çıktı”

Konya Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Selçuklu Salı Sohbetleri’nde, “500. Yılında Celâlî İsyanları” konuşuldu.
İl Halk Kütüphanesinde gerçekleştirilen sohbetine “Eşkıyalık, isyan gibi kavramlar bu toprakların neredeyse en yaygın kullanılan kavramlar içerir isinde. Anadolu’da hemen hemen her asır eşkıyalığın, haramiliğin ve belli dönemlerde de isyanların sıkça anıldığı bir coğrafya” şeklinde sözleriyle başlayan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alaattin Aköz, sefere çıkan Osmanlı ordularının güvenli veya güvensiz yollarda devamlı gündüz yolculuk yaptığını ve gün batımında menzile varıldığında ise; ordunun, etrafı muhafaza altına alındıktan sonra orada konakladığını söyledi.
 “Celâl’e mensup” anlamına gelen Celâlî tabirinin, 1519’da mehdilik iddiasıyla Bozok-Yozgat Sancağında, Tokat taraflarında isyan eden “Bozoklu Şeyh Celâl” adlı bir asi olduğunu belirten Prof. Dr. Alaattin Aköz, Osmanlı Devleti’nde isyan hareketleriyle eşkıyalık hareketlerin farklı şekilde ele alınması gerektiğini söyledi. 
Osmanlı Elitleri ve Eşkiyaları
Şeyh Bedreddin Hareketi ve Kızılbaş hareketleri ile din kökenli ayaklanmaların tamamının isyan olduğunu ifade eden Prof. Aköz, tarih kitaplarına isyan olarak geçen Celâlî İsyanları’nın ise bir isyan olmadığını söyledi. “Mevcut devleti ortadan kaldırarak yerine yeni bir devlet kurma arzusu bir isyandır. Fakat Celâlî’nin böyle bir iddiası yok. Bu olaylar isyan yerine zaman zaman Osmanlı’yı zor durumda bırakan büyük eşkıyalık hareketleri” olarak görülmesi gerektiğini ifade eden tarihçi Aköz, Celâlî isyanlarında başı çekenlerin, çoğu zaman devlet görevlileri arasından çıkmış ve bir devlet görevi bahşedilmesi ile isyandan vazgeçerek devletin sadık kulu haline gelmişlerdir. Osmanlı’da toprak tasarruf eden elitler, Avrupa’dakinin aksine, devlete ciddi anlamda muhalif olmaya veya isyan etmeye muktedir olamamışlardır” dedi.
Karayazıcı adıyla bilinen Celali liderinin asıl adının Abdülhalim olduğunu ve “subaşılık” gibi görevlerde bulunan bu kişinin, Karayazıcı lakabını Halep paşasına katiplik ettiği için aldığını ve ilk büyük celali isyanını bunun başlattığını söyleyen Aköz, köyleri yağmalamaya başlayan Karayazıcı ile baş edilemez hale gelince üzerine ordu gönderildiğini belirtti. 
Sonuç olarak dini isyanları Osmanlı’nın hiç affetmediğini ve bütün isyancıların öldürüldüğünü ifade eden Aköz, eşkıyalığın ise toplumun yapısında kargaşaya yol açtığını, eşkıyalığın devlete karşı olmadığını, amaçlarının ise devlet sistemine dahil olmak olduğunu belirterek “Osmanlı, bu isyanlarda eşkiya liderlerini devlet kademesinde önemli yerlere getirerek, geçici olarak sistemin içine çekmiştir.  Gerek pazarlık yoluyla gerekse güç kullanarak, devlet eşkıyalarla baş edebilmiştir” dedi.
 “Osmanlı’nın sistemine hayranım”
Osmanlı tarihçisi olarak Osmanlı’ya hayran olduğunu belirten Aköz, “Ben Osmanlı tarafı veya tarafgiri değilim. Çünkü tarihçinin tarafı olmaz. Gördüğü şeye doğru çalışması gerekir. Ama sistemine hayranım. Niye hayranım? Osmanlı statik bir devlet değil. Yani her şarta, her hale kendisini süratle dönüştürebilen, adapte edebilen bir devlet. Osmanlı Devleti, Fatih’ten itibaren merkezi otoritenin çok güçlü olduğu ve bütün yönetimin tamamen İstanbul’a bağlı olduğu, kontrolün İstanbul’da olduğu bir sistemi 15.yüzyılda kurmuştu. İsyanların bir kısmı da bu sebeple çıktı. Dinî dediğimiz Kızılbaş isyanları Fatih devrinde çıktı. Kendi elitlerini de bu sistemi işletecek şekilde yetiştirdi” dedi.
“Osmanlı’da toprağın işleticisi yani tımar sahipleri Sipahiler olduğunu, toprağı işleyenlerin köylü, sorumluluğunu üstlenen ise sipahi. Hiçbirisi mülkiyeti devlete ait olan toprağa sahip değil” diyen Aköz, “Osmanlı taşrayı örgütlerken sürekli rekabet ortamı oluşturuyor. Bu sebeple alttan üst kısma kadar elitlerin isyan etme imkânları yok. Ya değilse imtiyazları elden giderek aç kalacaklar” diye konuştu.
Sohbetin soru-cevap kısmından sonra Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Prof. Dr. Alaattin Aköz’e “Büyük Selçuklu Mirası” adlı kitabı hediye etti. Sohbetten önce şairler, kendi yazdıkları şiirlerini okudular. 

Haber Merkezi

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.