Kurtuluş Savaşı Gezisi 2018 (12)

Kurtuluş Savaşı Gezisi 2018 (12)

3427 (0)

Yusuf DÜLGER

Yusuf DÜLGER

(Camilerde Sapıklık, Duyarsız Din Görevlileri)

Yaptığım gezide bazen dışarıdan, bazen içine girip gördüğüm birkaç camiden söz edeceğim. Bunda amaç, Diyanet ve mensuplarının İslam mabetleri ve İslam hakkındaki bazı uygulama ve tutumlarına dikkatinizi çekmektir.

Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi’nin yerleşkesi içinde cami olduğu anlaşılan, ancak İslami geleneğe uymayan bir yapı gördüm. En üstü yabancı bir kuleye benzeyen caminin yanında durdum, fotoğrafını çektim. O fotoğrafı buraya koyuyorum. Takdir ve yorumunu size bırakıyorum.

Benim yorumum şöyle: İslam mimarisinde böyle bir tarz yok. Mimarı ne düşünmüş bilemem. Bu yapı başka bir dinin tarzını çağrıştırıyor. Caminin girişine şunu yazmışlar: “Kadınlar aşağıda namaz kılar.” Bu: İçeriye kadınlar girmesinler, bodruma gitsinler demek. Kadınlarımız namaz için camiye girseler, ne olur? Bodrumlar ve merdiven altları dini heyecan yaratamaz. Hz. Muhammed hayatta iken erkek-kadın herkes camide namaz kılardı. Kadın ve erkeklerin camide sevişeceklerinden mi korkuyorsunuz ki kadınları camiye sokmuyorsunuz? Kurtuluş Savaşında yurdumuzu işgalcilerden kurtarmıştık. Şimdi, beynimizi yobazlıktan kurtarmanın zamanı.

Kocatepe Üniversitesini geçtikten sonra, Eskişehir’e giderken yola yakın bir yerde, yeni bir cami dikkatimi çekti. Çevredeki evlerin görünüşlerinden belli, halk yoksul, cami çok masraflı. Bu cami Peygamber camisiyle çelişiyor. Caminin minarelerine bakın, Arap tarzı. Bu tarz yaygınlaşıyor. Oysa her milletin kendine özgü bir mimarisi, hayat tarzı var. Kendi mimari ve düşüncemizi terk etmek, Arap mimarisine özenmek küçüklük duygusudur.

Eskişehir’e giderken Gökbahçe Köyü’ne saptım. Köy camisinin iç düzeni bozuk. Sol ön kısma bir pano,  Kuran rahleleri, dolap vb bir sürü eşya oraya yığılmış, depo gibi. Camilerimizin içindeki eşya yerinde kullanılmalı. Cemaat caminin en önüne geçerek panodaki ayeti-hadisi okumaz; caminin girişinde olursa okur. İmam, müftü bunu düşünmeleri gerekir.

Eskişehir’de tarihi Kurşunlu Camisinin içini gezerken duvara Arapça: “Ya Hazreti Mevlana” yazıldığını gördüm. Camilerde Allah’tan başkası çağrılmaz. “Mescitler Allah’a mahsustur. Allah ile beraber bir başkasına dua/çağrı etmeyin.” (Cin Suresi:18) Aynı yazıyı Afyonkarahisar il merkezindeki bir camide de görmüştüm. Camilere: “Ey Mevlana hazretleri” yazmak sapıklıktır. Diyanet ve mensupları bunu bildikleri halde yapıyorlarsa, inancımızı bozuyorlar demektir. Böyle bir Diyanet ve din görevlilerine saygı duyulmaz. Doğru bir inanç sahibi olmak kendimize düşen bir görev olmuş, biz Diyanet’in yapıp söylediklerine inanmayalım.

Gezimin bir başka durağı olan Denizli’de, 14.09.2018 Cuma günü namazdan önce, bir vaiz yahut müftü şu merkezli konuşmalar yaptı: “Suriyelilere yardım edelim. Onlar muhacir, biz ensarız. Ayasofya’yı kapattılar. Dinlerarası diyalog diye Müslümanları aldattılar…”

Böyleleri şarlatandır, İslam’ı anlatmıyor; siyasetin borazanlığını yapıyor,  “ensar-muhacir” edebiyatıyla vatan kaçkını Suriyelileri koruyor, Ayasofya sloganıyla duygu sömürüsü yapıyor. Böylelerine hatırlatalım ki, siz ve sizin siyasetçileriniz düne kadar FETO ve müritleriyle ağız birliği etmiştiniz, diyalogculuk yapmıştınız, Antalya Belek’te, Kilise-Havra-Cami üçlü mabedin açılışında bulunmuştunuz,  Hatay’ın A’sını 6 köşeli Siyon yıldızına çevirmiştiniz. Türk milleti sizin gibileri anlayıp kenara ittiği an içine düştüğü çukurdan çıkacaktır.

Devamı var.

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.