Ankara Raporu (2)

Ankara Raporu (2)

45684 (0)

Yar. Doç. Dr. Fahrettin ŞANAL

Yar. Doç. Dr. Fahrettin ŞANAL

(PKK-AKP-ABD)

Osmanlı devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, ABD, Romanya, Yunanistan, Japonya) ile 10 Ağustos 1920’de Sevr anlaşmasını imzaladı. Anlaşmaya göre yurdumuz bölünüyor, üzerinde “Kürdistan” adında bir devlet kuruluyordu. Ankara hükümeti Lozan anlaşması ile Sevr’i geçersiz kılmış ise de, başta ABD olmak üzere itilaf devletleri Türkiye’yi bölme, Kürdistan’ı kurma niyetlerinden vazgeçmediler.
1978’in sonlarına doğru ayrılıkçı Kürtçüler PKK’yı kurdular. PKK Batı’lılardan sürekli destek aldı. PKK 2000 yılına kadar birçok kanlı eylemlerde bulunmuş ise de, izlenen bazı DOĞRU politikalarla 2002’de bayağı zayıflatılmıştı. 2002’de AKP iktidar oldu. AKP yöneticilerinin devlet anlayışları, siyâsî beklentileri PKK’yı güçlendirdi. Şimdi  Türkiye bir “beka sorunu” ile karşı karşıya. Artık TSK birçok cephede PKK ile savaşıyor, kayıplar veriyoruz. Şunu demek istiyorum: PKK’yı AKP doğurmadı ama izlediği politikalarıyla PKK’yı büyüttü. Bu yüzden AKP’nin, “PKK ile mücâdele ediyorum” iddiası kabul edilmeyecek bir mazerettir. Bazılarının: “AKP, PKK ile savaşıyor” açıklamalarına inanmak sakıncalıdır. PKK ile savaşan TSK’dir, millî iradedir. AKP millî devlet karşıtı olduğundan, PKK belasından kurtulur kurtulmaz Cumhuriyet yıkıcılığına başlar.
AKP; kurulmadan önce hazırlanmış, Atatürk-Çağdaşlık karşıtlığıyla yoğrulmuş, sultanlık ve gayri millîliğe yönelen, 1920’den beri inşa ettiğimiz devletimizi yıkmaya çalışan ideolojik bir yapıdır. Bu yapı bir taraftan kutsallarımızı sömürerek büyüyüp ayakta duruyor, bir taraftan da Okyanus ötesindeki ortaklarıyla Türkiye’yi yönetiyor. Türkiye ve çevresinde kanlar aktıkça AKP tutsaklarının (geçmişte, gelecekleri adına ABD’liler ile ortaklık sözleşmesi yapanların) vicdanları sızlamaya başladı, özlerine/Türkiye’ye dönmek istiyorlar ama: “İfşa ederim, ipini çekerim ha!” gibi tehditlerle çöküp kalıyorlar. Çünkü: “Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış; /Bir secde eden bir daha baş kaldıramazmış!” Buna rağmen AKP öncülerinin “gizli” müttefiklerine efelenmeleri neyin nesidir? Günü kurtarmaktır! AKP’nin bazı öncüleri Okyanus ötesinin çizgisinden çıkmış, millî çizgiye gelmiş olabilirler ama bu durum hepsi için geçerli değildir. Öyleyse, AKP dışından gelen bazı seslerin: “AKP’siz ve Erdoğansız Türkiye olmaz” çıkışları T.C. ve Türk milletine hiç bir şey kazandırmaz, aksine; ulusumuz uyutur.
Ülke ve çevremizdeki acıların dış sorumluları Batı Emperyalizmidir. Bunların başını ABD çekmektedir. Öyleyse, yukarıdaki iddia ve yorumları, vereceğimiz örneklerle biraz temellendirelim. ABD Körfez Savaşı’nda, Irak’ı “36. paralelin güneyi-kuzeyi” diye ikiye böldü, askerlerini Irak’ın kuzeyine yerleştirdi,  Barzani’yi sözde “Kürdistan”ın başına getirdi. ABD Irak’ı tamamen bölmek için 2003’te, Abdullah Gül-Recep Erdoğan ikilisinin öncülüğünde Türkiye’nin Güneydoğu’suna 35.000 askerini yerleştirmek istedi, TBMM’deki milî irâde bu işgâle engel oldu. Sonra ABD, BOP kapsamında Tunus, Libya, Mısır, Irak, Suriye gibi ülkeleri ateşe verdi. Türkiye’nin BOP görevlileri ABD-NATO ordularına destek verdiler. AKP yönetimi bir ABD casusu olduğu anlaşılan FETÖ ile birlikte yıllarca Türkiye’yi yönetti. AKP ve FETÖ ikilisi “Dinlararası diyalog, Arap Baharı” gibi projelerle İslâm ülkelerini ABD’nin bağımlıları yaptı. 
Günümüze gelelim. ABD şimdi Suriye’yi bölmek için, Suriye’deki “kara gücüm” dediği terör örgütlerine binlerce tır dolusu silah veriyor ve bu silahların bir kısmını İncirlik Hava Üstü’nden gidiyor. Teröristler o silahlarla hem Suriye’yi bölüyor, hem ekserlerimizi şehit ediyorlar. Bu gerçeğe rağmen AKP öncüleri bir taraftan ABD Dışişleri Bakanı ile Ankara’da tutanaksız gizli görüşmeler yapıyorlar, bir taraftan da, ABD ile Suriye topraklarının geleceği üzerinde anlaştıklarını söylüyorlar. Kürecik ve İncirlik’teki ABD radarları İsrail’in güvenliğini sağlarken, AKP genel başkanı Suriye’ye NATO/ABD askerlerini çağırıyor. Bu çelişkileri nasıl yorumlayalım? 
PKK-AKP-ABD bir olmuş, Türkiye ve çevresine yakıyor. ABD’nin açık düşmanlıklarına rağmen AKP’nin “çok önemli” birkaç ismi emperyalistlerle işbirliği yapmayı sürdürüyor. AKP’nin tavanında millîlik yoktur. Millî olmayanlarla millî hükümet kurulmaz, millî devlet (Türkiye) korunmaz. Sıkıntılarımızın özünde gayri millîlik ve emperyalistlerle yapılan işbirlikleri vardır.  Muhâlefet partileri bu gerçekler göre davranacak. Muhâlefetteki çağdaş ve millî politikacılarımız bir taraftan gayri millîlerle mücâdele ederlerken bir taraftan da ürettikleri millî politikalarda birleşmek, Türkiye’yi alternatifsiz bırakmamak zorundadırlar. Bugünkü sıkıntılarımız ile 1919-1920’nin sıkıntıları birbirine çok benziyor. 1919’un İstanbul’u ne ise, 2018’in Ankara’sı da öyle bir şey. 1919-1920’lerde Atatürk’ün Vahdettin ve çevresindekilerden bir beklentisi kalmamıştı. Bugünün Atatürkçülerinin de Ankara’nın Vahdettin ve çevresindekilerden hiçbir beklentileri olmamalıdır. Risklerine rağmen düşüncelerimizi açıklayacak, adımlarımızı atacağız. Bunu yapmazsak olmaz.

 Yusuf DÜLGER

Yorum Ekle
Ad Soyad
Yorum Başlığı
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.